Yeniden dediysem...
30/5/2009
Gözlerimde harelenir gece, dibi okyanus dibi orman kuytusu dibi ürperiş gibi... Gözlerimde yansır bir prizmanın renkleri. Allı turnanın kanını, beyaz gülün buğusunu düşünmek yüreğime ve gözlerime hareler bırakandır.
Günbatımına rast gelen düşlerimi günbatımı kırdığım bir aynadan izliyorum şimdi. Asi nehir yataklarına sırdaş yüreğim suspus bekleyen gece nöbetlerinde bu kırık aynanın üzerinde yürüyor. Bunları bilinç adına yaptığımı söylemeyeceğim.
Sınırların kenarlarında dolaşırken mayın kokusuna tanıdık bir gülümseme bırakıp yürüyüşüm ilk değil. Düşlerimin sonsuzundan gerçeğin dört adımlık zindanına uyanışım beni ölümcül bir bekleyiş kadar yoruyor. Yıllarca biriktirilmeye uğraşılsa da sözler, kalemi kırıksa şairin nafile yitip gidecek.
Dimağımı bahara sunmalıyım o zaman. Lakin... Yeniden dedimse eğer sonbahar yapraklarını çizmeyin tuvalime!!! Yeniden diyorsam bu kırık aynayı asmayın duvarıma.
Gözümün yaşını sunduğum O'dur. Gözyaşında ayrışır renkler. Ebem kuşağı olur yağmurdan sonra. Seviniverir içimde bir umut gizli gizli gülümser şaşarım.
Tamam çok söyledim susuyorum. Tahayyulum, imgelerim susup gidiyoruz. Son söze, son mısraya, son kırılmış kaleme yemin edilir mi? Hayır... Her son bir başlangıçtır aslında.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Sinmiş kokular gibi cümleler...
30/5/2009
- Susmak olmaz ayışığı gölgesinde, gün ağarırken de olsa bulursun sesini anlamını ve gecedeki karartılar saklanır bir yıldız gediğine... Yüreğimi yıkarım sonra ayışığı çeşmesinde...
- Yüreğimin bir yanını göğe savurup en bilinmedik dağlara, kuyulara, ırmaklara vurur gibi gece... Yağmur başımda... Zemheride kalmış parmak uçlarım. Rüzgara çarpıyor kanatlarım...
- Ruhumun sızısına değemiyor ne yağmurlar ne kelimeler... Ben bende tutukluyum, bende sır-bende bana sır-, bozulmaz sihir, çözülmez düğüm, tozdan kanadım...
- Acılarımıza cep aynaları tutmadıkça, umutlarımıza boy aynasından bakamayız... Gayrı daha yukarı çıkma vakti. Bir de oradan bakma vakti hayata. Bir dalını kemiren kurta süzerek usaresini yeşermez hiçbir fidan...
- Günler gecenin rengine geceler günün güneşine dalıyor. Belli ki ne yıldızlar kalıyor, ne de güneş... Ellerimizden kayan günler beklentilerimize hasretler ekliyor. Öteli hasretlere tutunmayınca ayaklarımız kayıyor da o zaman bir dua hatırlıyoruz: Ey kalbleri çeviren; kalbimizi dinin üzere sabit kıl... Yalvarıyoruz. Biliyoruz ki... Kalbler ancak Allah ı anmakla huzur bulur... Oturup ağlıyoruz huzursuzluklarımıza...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Ve akrep ve yelkovan ve sarkaç...
11/10/2008
Ve akrep ve yelkovan ve sarkaç... Ruhumuzda tortularını biriktirdiğimiz zaman... Başımızı çevirmeden dönüp bakabilince an. Kareleri ayıran, hayata hatıra tadı bırakan ‘o an’. Gömdüğümüz yerlerde şikayetsiz kanayan, dalıp dalıp gidişlerimize sinsice hoyratça kokusunu bırakan... İçimizin nehirlerine su olan akan. Zaman. Ellerimde ufalanan. Kalın ciltli kitaplarımızda yazan, gözlerimizden sızan ‘kan’. Defterler ve notalar dolusu sesi bizde yankılanan sonra susan... Biriktirdiğim uzak masalların dinlediğim yanık türkülerin ve içimden geçen tüm seslerin hikayesi; alaka olan, sancılanan, doğan, yetişen, olgunlaşan, kırılan, yıpranan, sönen, solan, can verirken yeniden aslına dönen; çabalayan, ter ve kan döken, tutunan bahara duran yeniden hu diyen ama dünyada duran... Hayatı hediye edilen. Ben... Her kırık çiçeğin dalında akan usareden hayatın yeniden boy vereceğine inanınca kırılmış tüm dallarımı sundum bahara. Kendimi toprağa eş koşarken ellerimi ve gözlerimi imtihandan teslim alınca... -Toprak dedim sen toprak ol toprakta kalan topraktan gelen özüne inen... Ufalanan her zerremi bıraktığım yerden baktım güne, güneşe. Su değdi çatlamış dudaklarıma, avuçlarıma. Bahara durmuş her zerremi aldım toprak olan her zerremi emdim... Döndüm başa geldim... Tutundum sabrın çınarına tutundum şimşek hızıyla akan ve yeniden göğe çıkan ışıklar saçan beni benden alan aşka ve sabra tutundum...
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yolculuk
30/8/2008
Gri ve bildik bir dünyaya düşmüştüm. Ağulu sarmaşıkların dallarında sallanan yapraklara yakındım. Zakkumlar çiçeğe durmuştu bahar sandım. Sözlerim beni susuyordu. Yüreğim sıradan yamaçlarda gezindi. Durdum. Döndüm. Yolun başına geldim. Bir fısıltıyla yürüdüm. Bir düş gördüm, peşine düştüm. Söylemiştim biliyordun yüreğim avuçlarımda geldim sana. Yüreğini avuçlarında buldum...
Ne orman, ne yamaç, ne ağulu sarmaşıklar, ne yollar... Canımı yakan başka bişey başka bişey... Ben yitik bir umut olarak boy vermek istedim. Yitip gitmek istemedim. Dünyanın herhangi renklerinde kör olmak, düşsüz yarınlara durmak denizin ve kumsalın güzelliğinde tutuklu kalmak istemedim..
Gel gör ki buram buram çelişki sızıyor şakaklarımdan güneşe karşı durunca... Çıkmaz sokakta durup öylece sakin öylece kararlı öylece umut yüklü değildim. Ben öylece kalakaldım uçurumun kenerında gezinemedim ürktüm.. Ağulu sarmaşıkların dallarında asılı kanımı kolladım yaralarımı sardım suyu aradım. Susuz bu şehirde serapların hayalinden ötesiyle ne çarpıştım ne de gözgöze geldim. Benim gözlerime mil çekildiğinde çatlak dudaklarım vardı. Sen vardın. Suyu anlattın şehrin içtiğimde sonsuz azabı çekeceğim suyunu bir yudumdan fazlasını içmemeyi anlattın. Suyun ilk kaynağından söz açtın sözlerin deniz koktu ırmak oldu yağmur yağdı. Nisan oldu bereketli hüzünlü müjdeli. Ellerin İsa ya koktu gözlerime sürdün. Sen geldin Dünya ya geldim.
Şimdi bir basamak insek bir basamak çıksak birkaç adımı adımlasak saatler bizi izler hadi der dost melekler. Korkumu anlatabilsem dilim yanar anlatmasam yüreğim. Korkuyu sarsam mutlu ve dünyalı korkuyu yensem özgür ve öteli. "İnce bir çizgi var." Yalın kalmayı diledim dün gece arınmışlığın yanında. O Merdivenlerde oturun diledim sizin için... Yalın ve umarsız solumayı gelecek her anı...
Yalın mı yalnız mı dese gözlerin.. Yalın... Beni benden alacak her siluetten, her düşten, her gülüşten soyutlamış aklıma hükmetmiş, aşkı damıtmış... O'nu aramış beni bulmuş insana durmuş...
Geldin insana durmanın sevdasını körükledin sızılarımıza isimler koydun beni bana getirdin mutlu bir çocuk olayım isterdim belki düşlerimize başka iklimler bıraktın. Tohumlar saçtın sancılandık... Senden duyduğumda ayrımsadım düşlerimin yanık yaralı ve esmer olduğunu... Gitmek mi sürgün kalmak mı? Kalabalıkların yalnızlığında boğulmak, kendi yalınlığımızı aramak.. Susturamadığım seslerin peşine düşmüyorum. Uğuldayan çığlıklara arkamı dönmek sorgulara susmak bu esarete daha daha dayanmak zor adımlarım küçük ve ağır... Susuyorum...
Elif TURA
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Gergef
29/8/2008
Bir akrebin kıskacına sıkışmış,
Bir çift yasak kelama
İntizar eder bakışlarımız
Gecelerde ve yalnız...
Düğümler atardık hayata
Tılsımlı bir iğne simli bir iplik
İlmik ilmik bir sızıyı işlerdik
Nakış nakış ağrırdı yüreğimiz
Kanayan ayaklarımız bitkin
Sıcak çorak topraklar çekerdi
Yanık yaralı esmer düşler
Yeşerirdi,göğerirdi,ağlardı..
Umudu turnalara uçursak
Diz çöker avuçlarız toprağı
Başımızı kaldırsak usulca
İntizar eder bakışlarımız...
(I)
Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı